Apart otel Lucky Bansko
Snow Cover
85 cm Kar örtüsü

Menü

Varış
Kalkış
2 gece
2 Yetişkinler · 0 Çocuklar 2 gece

2 gece

2 gece

Baikushevata Mura

İnternette Baikusheva Mura hakkında araştırma yaptığınızda, bu ağacın karaçam türüne ait bir ağaç olup, Bulgaristan’ın en eski iğne yapraklı ağacı olduğunu öğrenirsiniz. Ağacın 1300 yaşında olduğunu, Pirin Dağında ve  Bansko Şehrine yaklaşık 10 – 15 km mesafede bulunduğunu da keşfedersiniz.

Güneşli bir günde Baikushev mura | Lucky Bansko

Bu bilgiler sizin için yeterliyse bu makaleyi okumaya burada bırakabilirsiniz. Ama asırlık ağacın hikayesi hakkında biraz daha fazla bilgi edinmek isterseniz bizimle kalın.

Bu Asırlık Karaçamın İsmi Nereden Geliyor?

Pek az insan, Baykusheva Karaçamın ismini kaşifi Konstantin Baikushev’den aldığını bilir. Ağacın vaptiz  babası ise Nikola Vaptsarov’un babası Yonko Vaptsarov’dur.

Asırlık Ağaç Nasıl Keşfedildi?

Hikaye, önce Çekya’da ormancılık eğitimi aldıktan sonra Tarant Şehrinde (Drezden yakınlarında) Ormancılık Akademisinden mezun olan Konstantin Baykushev ile başlıyor. Eğitimini tamamlayan genç ormancı, ülkesine biriktirdiği engin bilgiler ve vatanındaki ormanları inceleme tutkusuyla geri döner ve ilk yaptığı şey Çar Ferdinand’dan Bulgaristan sınırları dahilindeki ormanlarda yetişen ağaç türlerini araştırmak üzere bilimsel bir keşif gezisi organize edebilmek için yardım istemek olur. O ana kadar hiçbir botanik bilimci, benzeri bir ağaç türlerini araştırma arzusu belirtmediği için Çar Ferdinand Baykushev’in ricasını büyük bir memnuniyetle kabul eder ve 1897 yılında keşif gezisinin organize edilmesini ve araştırmanın Pirin, Aton ve Pelister’de yürütülmesini emreder.

Çar Ferdinand’ın bu tür bir orman araştırmasına ön ayak olması son derece onurlu bir davranıştır çünkü o dönemde bu topraklar halen Osmanlı hükümdarlığı altındadır ve böyle bir keşif gezisinin yürütülmesi için Babıali’den izin alınması gereklidir. Şükürler olsun ki böyle bir izin verilir ve Baykushev  Pirin ormanlarında keşif gezisini gerçekleştirir.

Ve tam da orada, 1930 metre rakımda ormancı ağacı keşfeder.

Ağaç orada, dallarını gururla, sere serpe uzatmış, köklerini sağlamca yere salmış bir şekilde, Bulgar devletinin kuruluşunun, çıkışlarının, düşüşlerinin ve küllerinden doğuşunun kocaman bir tanığı olarak duruyormuş.

Asırlık karaçamı keşfettikten sonra Konstantin görevi bitmiş diye mi düşünüyorsunuz? Hayır, yeni yeni başlıyor, bu yüzden ormancı bir saniye bile kaybetmiyor ve ölçümlerle ağacın tam yaşını belirlemeye koyuluyor.

Bilimsel ve İlginç Bilgiler

Ölçümlerle, ağacın 26 metre yüksekliğe ulaştığı, kalınlığının 2,6 metre, çevresinin ise 7,6 metre olduğu tespit edilir. Karaçamın yaşını belirlemek için “Presler Burgusu” adı verilen artım burgusu aletini kullanır. O zamanlar için yüksek teknoloji ürünü bu alet yardımı ile karaçamdan bir ağaç halkası çıkarılır ve yarıçapının uzunluğu ile yıllar sayılır – 1897 yılı itibariyle 1200 sene.

Baikusheva mura altında gölge | Lucky Bansko

Biraz daha yukarıda karaçamın vaptiz babasının, Baykushev’in Pirin’de 1915 yılına kadar sürdürdüğü keşiflerin birkaçına önderlik yapam Yonko Vaptsarov olduğunu söylemiştik. Nikola Vaptsarov’un babası, dağda araştırma grubuna önderlik yaptığı her seferde molaları karaçamın etrafında kurdurur ve herkese “kampımızı Baykusheva karaçamı yanında yapacağız” veya “Baikushev’in ağacı altında dinleneceğiz” dermiş. Böylelikle yavaş yavaş herkes ağacı kaşifinin adı ile anmaya başlamış ve günümüzde bizde onu Baykushevata Mura olarak biliyoruz.

Banderitsa Dağ Evi, bu doğal fenomene yaklaşık 300 m uzaklıkta olup, yazımızın ilerleyen satırlarında oraya nasıl hızlı ve kolay bir şekilde gideceğinize dair bilgi de vereceğiz ama şimdi sizinle bu dağ eviyle ilgili ilginç bir bilgi paylaşmak istiyoruz. Bu bilgi de, günümüzde bütün turistlerin çok iyi bildiği Banderitsa Dağ Evinin, Konstantin Baikushev tarafından yaptırıldığı ve kullanım amacının karaçam tohumlarını kurutmak olduğu bilgisidir.

Mura /Pinus/ Ağaç Türü İçin Biraz Ek Bilgi

Mura, çamgiller familyasına ait iğne yapraklı ve daima yeşil bir ağaçtır. Bu türün ağaçları 1000 – 1200 m rakımda yetişir ve Avrupa topraklarında iki türüne rastlanır – akçam ve karaçam.

Bizdeki akçamlara genelde Rila ve Pirin’de rastlanırken, karaçam Pirin ve sınır dağı olan Slavyanka’da görülür.

Karaçam (Baykusheva Mura’nın da olduğu gibi), akçamla karşılaştırıldığında daha ağır ve sert odun yapısına sahiptir ve geçmişte gemi, fıçı, inşaat kalasları yapımında kullanılırmış.

İlginç olanı ise pinus türünün milyonlarca yıl önceki küresel buzlanma sonrasında türünü devam ettirebilen sayılı ağaç türünden biri olmasıdır. Günümüzde büyük akçam ve karaçam ormanları, Güneydoğu Avrupa’da, en fazla Pirin’de ve daha kısıtlı sayıda ise Arnavutluk, Makedonya, Yunanistan ve Karadağ’da bulunur.

Karaçam, neredeyse üzerinde hiç toprak bulunmayan dağ yamaçlarında yetişir ve bu da bir yere kadar diğer ağaç türleri ile nasıl rekabet edebildiğini açıklayan bir durumdur.

Ayrıca ağaç, çok yavaş büyür ve bir yılda sadece bir halka oluşturur. Bu da uzmanlara, numune aldıktan sonra sadece ağacın yaşını değil, ağacın yetiştiği yıllardaki iklimin etkilerini de analiz etmelerine imkan sağlar.

Belirgin ve net tek senelik halkaları sayesinde Baykusheva Mura, botanik uzmanları ve ormancılara kaç yaşında olduğunu ve bu yaşa gelene kadar nasıl kışlar ve yazlar yaşadığını “anlatmıştır”.

Hikayeyi Anlattık, Gerçekleri Sunduk, Peki Hikaye Nerede?

Efsane

Yıllar yıllar öncesinde, ta denizin diğer kıyısında Büyük Bulgaristan diye bir ülke varmış. Zengin, huzurlu ve mutlu bu ülkenin insanları bolluk ve bereket içinde yaşarmış. Büyük Bulgaristan’ın (Fanagoria) başkenti tüccarların, bilim adamlarının, şairlerin, ressamların ve bahçıvanların uğrak yeriymiş.

Baykusheva İnci'ye Turistler | Lucky Bansko

Fanagoria’daki en güzel şeyler bahçeleriymiş, Büyük Bulgaristan’ın hükümdarı Kubrat Kağan ise bir karağacın dalları altında dinlenmeyi ve düşüncelere dalmayı severmiş. Gün geçtikçe Kubrat, ağacın nasıl büyüdüğünü hayranlıkla izler, ağaçsa sanki hükümdarın sevgisini hissedercesine güzelleştikçe güzelleşir, serpildikçe serpilirmiş.

Ama Büyük Bulgaristan ne kadar daha fazla zenginleşip refaha eriyorsa, diğer ülkelerin gözüne o kadar daha fazla batıyormuş ve saldırılarına gittikçe daha sık maruz kalmaya başlamış.

Büyük Bulgaristan ülkesinin üzerine kara bulutlar üşüşmüş ve halkını korumak için Kubrat Kağan, ölmeden önce oğullarına ayrılmalarını ve daha iyi yaşanılacak daha iyi bir yer bulmak için dünyanın dört bir ucuna gitmelerini buyurmuş.

Dediği gibi de olmuş. Oğulları, babalarını vatanları Fanagoria’da gömmüşler, mezarı başında çok sevdiği karaçam tohumları ekmişler ve halkları için yeni bir ev aramak uğruna yola çıkmışlar.

Bulgar yurdu ıssız kalmış. Evler, pazarlar, bahçeler yıkılmış. Bir tek Kağanın sadık bahçıvanı Fanagoriya’da kalmış ve her gün “sohbet etmek” için mezarına gider olmuş.

Bir gün bahçıvan Baykuş bu acıya dayanamamış ve Asparuh’un ardından Tuna ötesindeki topraklara göç eden oğlunun izlerinden gitmeye karar vermiş. Ama yola çıkmadan önce vedalaşmak için Kağanın mezarına uğramış. Mezarın kenarında oturup yüreği acı ve hüzünle parçalanırken, Baikuş Kubrat’ın sesini duymuş. Ses ona yanında karaçam tohumları götürmesini ve yeni topraklara ekmek üzere Asparuh’a vermesini söylemiş. “Karaçam var olduğu sürece, Bulgaristan da var olacaktır”, demiş Kağan bahçıvana.

Uzun ve çileli bir yolculuktan sonra Baikuş yeni Bulgar topraklarına ulaşmış ulaşmasına da oğlunu görememiş, savaşta öldüğünü öğrenmiş. Dünyası yıkılan Baykuş, Asparuha oğlunun şehit düştüğü yeri sormuş ve hemen oraya gitmiş.

Acılı baba bulmuş oğlunun mezarını, ağıtlar yakmış ve ona yakın kalmaya karar vermiş. Karaçam tohumlarını Asparuh’a teslim etmeyi başaramamış ama oğlunun mezarı başına ekip, filizlenen ağaca ömrü yettiğinde bakmaya karar vermiş.

Baikuş uzun seneler Kubrat Kağanın en sevdiği ağaca bakmış, kendisine biçilen ömür son bulup da ölüm vuku bulduğunda ise orman, ağacı yabancı gözlerden “saklamış”. Devlet büyüdükçe ağaç da büyümüş. Bazen zor seneler olmuş, çığlar düşmüş, yangınlar kavurmuş ormanın bağrını ama Baykushevata Mura her şeye göğüs germiş çünkü Kubrat Kağanın da buyurduğu gibi: “Karaçam var olduğu sürece Bulgaristan da var olacak”.

 Yararlı Bilgi

Baikushevata Mura, Bansko Şehrine yaklaşık 10 – 15 km mesafede olup, Banderitsa Dağ Evine 300 m mesafededir.

Bansko Baikusheva mura | Lucky Bansko

Bu doğal anıta birkaç şekilde ulaşabilirsiniz – yürüyerek, bisikletle, otomobille veya otobüsle.  Eğer Lucky Bansko Otelinin misafiriyseniz ve Baikushevata Mura’ya otomobille gitmeye karar verdiyseniz bu, yaklaşık 30 dakikanızı alacaktır (15,1 km). Yapmanız gereken tek şey, otelden çıktıktan sonra Pirin Sokağına girmeniz ve şehirden çıkmanızdır.

Aracınızı sadece düz istikamette sürüp, tabelaları takip ettiğinizde Banderitsa Dağ Evine ulaşacaksınız. Dağ evi yolundan yaklaşık 400 metre ileriye devam edip sağa saptığınızda otoparkı göreceksiniz.

Ağacı kaçırmanız imkansız çünkü ana yoldan bile görünüyor. Baykushevata Mura’ya kadar ahşap merdivenler ve muhteşem manzaralar görebileceğiniz bir saha yapılmıştır.

Piknkli bir yaz gezisi organize etmeyi seçtiyseniz ise Lucky Bansko’dan Baikusheva Mura’ya ulaşmak yaklaşık olarak 3 saat 30 dakikanızı alacaktır (12,6 km).

Bansko’dan, sizi doğrudan Banderitsa Dağ Evi ve Baikusheva Mura’ya götürebilecek otobüsler kalkıyor.